Tarihlerle Atatürk'ün Hayatı


Tarihlerle Atatürk'ün Hayatı

1881:
 Selanik'te doğdu.

1893:
 Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.

1895:
Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.

13 Mart 1899  :
İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.

1902:
 
Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.

11 Ocak 1905 :
Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.

Ekim 1906 :
Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu

 23 Temmuz 1908 :
Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmaları.

31 Mart 1909 :
31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı.

13 Eylül 1911 :
Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.

1911 Kasım 27:
Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseldi.

9 Ocak 1912 :
Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını yönetti.

  27 Ekim1913:
Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.

1 Mart 1914 :
Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.

 2 Şubat 1915 :
 
Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. Tümeni kurdu.

25 Şubat 1915 :
 
Mustafa Kemal'in Maydos'a gidişi.

 25 Nisan 1915:
Mustafa Kemal, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.

1 Haziran 1915 :
Mustafa Kemal'in Albaylığa yükselişi.

9 Ağustos 1915 :
Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.

10 Ağustos 1915 :
Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düşmanı geri attı.

1 Nisan 1916 :
Mustafa Kemal'in Tuğgeneralliğe yükselişi.

6 Ağustos 1916 :
Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u düşman elinden kurtardı.

20 Eylül 1917 :
 Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.

Ekim 1917 :
Mustafa Kemal, İstanbul'a döndü.

26 Ekim 1918 :
 
Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.

31 Ekim 1918 :
Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atanması.

13 Kasım 1918:
Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü.

30 Nisan 1919:
 
Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atanması.

1919 Mayıs 16:
Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.

 19 Mayıs 1919 :
Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı.

15 Haziran 1919:
Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.

21 Haziran 1919 :
 
Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı.

8 / 9 Temmuz 1919 :
Mustafa Kemal, askerlikten çekildi.

23 Temmuz 1919 :
Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması.

4 Eylül 1919 :
Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması.

11 Eylül 1919 :
Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na saçildi.

22 Ekim 1919 :
Amasya Protokolü'nün imzalanması.

7 Kasım 1919 :
Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili seçildi.

27 Aralık 1919 :
Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.

20 Mart 1920 :
İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.

19 Mart 1920 :
Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.

23 Nisan 1920 :
Mustafa Kemal, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.

 24 Nisan1920 :
Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.

5 Mayıs 1920:
Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk Hükümet'in toplantısı.

11 Mayıs 1920 :
Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.

 24 Mayıs 1920:
Mustafa Kemal'in cezası Padişah tarafından onaylandı.

9 / 10 Ocak 1920 :
 Birinci İnönü Savaşı.

20  Ocak 1921:
İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.

30 Mart  / 1  Nisan  1921 :
İkinci İnönü Savaşı.

10 Mayıs 1921 :
Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na seçilmesi.

 5 Ağustos 1921 :
Mustafa Kemal'e Başkumandanlık görevinin verilmesi.

22 Ağustus 1921 :
Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması.

13 Eylül 1921 :
Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılması.

19 Eylül 1921 :
Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi ünvanını alması.

 26 Ağustos 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetmesi.

30 Ağustos 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazanması.

 1 Eylül 1922:
Gazi Mustafa Kemal'in: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri !" emrini vermesi.

 9 Eylül 1922 :
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi.

 10 Eylül 1922:
Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi.

11 Ekim 1922 :
Mudanya Mütarekesi'nin imzalanması.

1 Kasım 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.

29 Ocak 1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi.

 24 Temmuz 1923 :
Lozan Antlaşması'nın imzalanması.

9 Ağustos 1923 :
 
Gazi Mustafa Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması.

11 Ağustos 1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi.

29 Ekim 1923 :
Cumhuriyet'in ilan edilmesi.

 29 Ekim1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması.

 1 Mart1924:
Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.

 3 Mart 1924 :
Hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilmesi.

20  Nisan  1924:
Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.

17 Şubat 1925 :
 Aşarın kaldırılması.

24 Ağustos 1925 :
Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da şapka giymesi.

25 Kasım 1925 :
Şapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.

30 Kasım 1925 :
Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.

 26 Aralık 1925 :
Uluslararası takvim ve saatin kabulü.

17 Şubat 1926 :
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.

1 Temmuz 1927:
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitmesi.

15 / 20 Ekim 1927 :
 
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi.

 1 Kasım1927 :
Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

9 Ağustos 1928 :
Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.

3 Kasım 1928 :
Türk Harfleri Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.

15 Nisan 1931 :
 Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.

4 Mayıs 1931 :
Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

12 Temmuz 1932 :
Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun kurulması.

29 Ekim 1933 :
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.

24 Kasım 1934 :
Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.

 1 Mart 1935:
Atatürk'ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

1 Mayıs 1937:
Atatürk'ün çiftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışlaması.

31 Mart 1938 :
 
Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyurusu.

15 Eylül 1938 :
 Atatürk'ün vasiyetnamesini yazması.

16 Ekim 1938 :
Atatürk'ün hastalık durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlanması.

10 Kasım 1938:
Atatürk'ün ölümü. (Perşembe, saat: 09.05)

 21 Kasım 1938 :
Atatürk'ün cenazesinin Etnoğrafya Müzesi'ndeki Geçici Kabre konulması.

10 Kasım 1953 :
Atatürk'ün cenazesinin Anıt-Kabir'e nakledilmesi.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler :

GENÇLİĞİN ATA'ya CEVABI

GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI


Ey Büyük Ata,
        Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

        Ey Türk'ün büyük Ata'sı !
        İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

        Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Türk Gençliği

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : GENÇLİĞİN ATA'ya CEVABI

GENÇLİĞE HİTABE



GENÇLİĞE HİTABE


         Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
        Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
         Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

                                                                                                    Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : GENÇLİĞE HİTABE

10.Yıl Nutku



Türk Milleti!
     Kurtuluş savaşına başladığımızın onbeşinci yılındayız. Bugün,Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramıdır.
Kutlu olsun!
      Bu anda büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim

      Yurtdaşlarım!
      Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir.
       Buradaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz.
       Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzun, dünyanın en mamur ve medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
       Bunun için, bizde zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil; asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nisbetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını güzel san’atlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek, milli ülkümüzdür.
      Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak olacaktır.
        Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaad eden çok sözlerimi işitin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
      Bugün, aynı inan ve kat’iyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin, büyük milletinin, büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır.
       Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda  yeni bir güneş gibi doğacaktır.
      Türk Milleti!
      Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük bayramını, daha büyük şereflerle saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı, gönülden dilerim.

      Ne mutlu Türküm diyene.!


 

Mustafa Kemal ATATÜRK
29 Ekim 1933

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : 10.Yıl Nutku

10 KASIM 1938




10 KASIM ATATÜRK'ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ


Atatürk aramızdan ayrıldı.
Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler.
 
16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu. Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti.
Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi. Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkam, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu.

Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.


Bugün 10 Kasim ATATÜRK´ün ölüm yildönümü

ATAMIZI saygiyla, sevgiyle ve rahmetle aniyoruz.
Ruhun sad, mekanin cennet olsun ATAM.


NE MUTLU TÜRK'ÜM DIYENE!


MUSTAFA KEMAL ÜLKÜSÜ SADECE SÖZ DEĞİL...

Atatürk'ten Son Mektup

Siz beni hâlâ anlayamadınız.
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemal’in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Hâlâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, keşfine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, hâlâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemal’i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Yorum (2) Yorum yaz! | Etiketler : ataturk, 10 kasım